29 Ağustos 2012 Çarşamba

Sezai Karakoç - Diriliş Neslinin Âmentüsü (1.parça)

Sezai Karakoç ismini pek çoğunuz duymuşsunuzdur; kendisi ünlü bir şair, yazar, mütefekkir ve siyasetçi. Şimdi ilk kısmını incelemeye başlayacağımız kitabı ise "Diriliş Neslinin Âmentüsü". İlk baskısı 1976'da çıkan bu eserde Karakoç islâmî bakış açısıyla müslüman bir toplumun bir bireyinden başlayarak nasıl olması gerektiğini inceliyor. Dünya düzeninin islâma uygun bir şekilde yeniden yapılanmasının artık şart olduğunu, bunu başaracak müslüman bireylerin diriliş neslini oluşturacağını vurguluyor ve bu neslin nelere inanması ve odaklanması gerektiğinden bahsediyor, kitabın ismi de buradan geliyor.
Yazar, kitabın ilk bölümlerinde batı felsefesinin temel taşlarından sayılan ünlü düşünürler Adam Smith ve Karl Marx'ın fikir akımlarını şu şekilde eleştiriyor:
"Gözümde Adam Smith'le Marx aynıdır. İnsan egosunun putunu özenle tarihin içinde heykelleştirmekten, insanlığın sırtına bu ağır putu yüklemekten başka bir şey yapmamışlardır."
Yine batı dünyası üzerinden giderek doğu dünyasından da bahsediyor ve müslüman toplumun çöküşünün sebeplerini iyi öğrenmek gerektiğini vurguluyor:
"Doğuyu Batıyı bilmeliyim. Eski uygarlıkları derinlemesine incelemeliyim. Yükseliş ve düşüşlerin sebeplerini derinden derine araştırmalıyım. Allah'ın insanoğluna en büyük nimeti olan islâm inanç ve medeniyetine mensup olan bir toplum, nasıl olur da bugünkü acıklı duruma düşer? Bunun mutlaka bir veya bir çok sebebi vardır. Bunu bilmeliyim. İşte bütün bu konuları incelemekte ilim benim rehberim olacaktır."
Realizm ve politika kavramlarının kendi bakış açısından tanımlamasını ise şu şekilde yapıyor:
"Realizm, benim gözümde, dış şartların, tabiatın, kemikleşmiş tarih yapılarının, islâm dolu kalbin yüksek fırınında kor hâline geldikten sonra, islâm ruhuyla dolu ruhumun çekicinin altında şekil almasının psikolojisinden başka bir şey değildir."
"Politika, insana ve eşyaya, imânı nakşetme eylem ve direnişi demektir."
 Müslüman bireyin hakikat ile olan ilişkisini ise şu Hadis-i Şerifle açıklıyor:
"Hakikat mü'minin kaybolmuş malıdır, nerede bulursa alır."
 Zaman-insan ilişkisinin nasıl olması gerektiği hakkında ise şöyle bir tabir kullanıyor:
"Zamanı kılıç gibi kesmek. Günün adamı değil, "dem"in adamı olmak."
Bu diriliş davasıyla ile ilgili şu noktalar üzerinde duruyor:
"Düşünce hayatıyla inanç hayatı arasında kopmuş olan bağları yenileme davasıdır. Ferdîleşmeye itilmiş âmentünün tekrar topluma doğru yola çıkışıdır. Kişi kaygısıyla toplum kaygısının özdeşleşmesi çabasıdır. Metafizik kaygıyla reel kaygıların birbirine kopmaz bir şekilde bağlı olduğunu bu yeni âmentü çıkışından anlayacaktır yeni insan."
"İnanmış kişinin her gün yirmi dört saatini hedef almakta bu inanış ve davranış bayrağı. İnanmış insan gönlünün zirve noktasında dikili duran bu bayrak, bu sancak."
"Kendine ve çağa meydan okumak. Dünya kavgasına, dünya için ve dünya adına değil, Allah için katılma. Kavgaya, ebedi barış için katılma."
"...azm ettiğim, islâm medeniyetinin kendini tam anlamıyla çağda yansır bulmasıdır. Yani onu çağa uydurmak değil, çağın ona uymasına çalışmak."
"Yani sadece psikolojik müslümanlık, sadece sosyolojik müslümanlık veya sadece tarih içi müslümanlık yetmez. Her müslüman önce, kendi iç dünyasında müslüman olmalı, fakat ondan ayrılmaz bir şekilde toplum içinde ve toplum halinde de müslüman olmayı şart olarak idrak etmeli."
"Artık en büyük savunma savaşımızı içimizde veriyoruz."
"İslâmın yeniden dirilişi, onun için, üç dallıdır. Diriliş atılımımız, bir yandan içimizde mümkün olduğu ölçüde derinleşme şeklinde oluşurken, bir yandan da genişliğine topluma dalbudak salma, toplumun bütün faaliyetlerine katılmayı bir imân ve islâm gereği bilme, bir yandan da tarih içinde boylamasına uzama duygusunu kaybetmeme biçiminde gelişir."
"Maksat, gösterişli ve gürültülü bir biçimde lâf yarışı yapmak değil, yeniden kurulacak ve insanlığın içinde bir anıt gibi yükselecek islâm toplumunu en alçakgönüllü çalışmalarla, sessizce ve gösterişsizce inşa etmektir."
"Medeniyetimizin, çağımızda, bir tekniği, bir sanat ve estetik ifadesi, bir düşünce dinamiği, bir bilim ağı olmalı."
"Diriliş, bu anlamda Peygamberimizin bütün sünnetlerini ihya amacı gütmek demektir. Çünkü: Peygamber, inanmayanların karşısına, hem söz ve düşünce, hem ahlâk, hem Allah'a tapınma, hem de silâh ve müslüman şairlerin şiirleriyle çıkmıştı."
"Yeni çağın yakasına sarılmak. Çağı sorguya çekmek. Gerekirse sorguya çekmeyi ta gerilere kadar götürmek."
"Yeni bir insan ve toplum psikolojisini örmek için amansız kültür savaşının öncüsü olmak."
"...unutmamam gereken nokta, estetik ve kültür problemlerine daldığım her sefer, inançtan hız almaya dikkat etmem gereğidir."
İlk parça olması hasebiyle şimdilik burada kesmeyi uygun buluyorum. Bu eserin devamını ilerleyen günlerde paylaşmaya devam edeceğim inşallah. Selametle.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder